Soma’daki maden faciasının üzerinden tam 12 yıl geçti. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır iş kazası olarak kayıtlara geçen bu olayda 301 madenci hayatını kaybetti. 140journos, bu trajik olayda yaşamını yitiren madencileri anmak ve kömüre dayalı enerji politikalarının insanlara verdiği zararlara dikkat çekmek amacıyla “Karabaht” adlı bir çizgi filmi izleyicilerle buluşturdu.
Film, babası madenci olan bir çocuğun perspektifinden kömür madenciliğinin ve bölgedeki yaşamın zorluklarını gözler önüne seriyor. “432 çocuk baba diye kara toprağa sarılıyor” sözüne atıfta bulunan yapım, kömürün bir kader değil, bir tercih olduğunu vurguluyor. “Karabaht”, izleyicilere “Bir ülke, enerjisini insanların canıyla mı ödemek zorunda?” sorusunu yöneltiyor.
Beyoğlu’nda düzenlenen ön gösterimde konuşan 140journos ekibi, “Karabaht”ın sadece bir anma filmi değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir ‘adil dönüşüm’ çağrısı olduğunu belirtti. Ekibin yaptığı açıklamada, “Karabaht hayali bir şehir gibi görünse de aslında Soma’dan Yatağan’a, Amasra’dan Afşin’e kadar Türkiye’nin dört bir yanındaki gerçekliği yansıtıyor. Bir çocuğun dünyasındaki kömür karasını umuda dönüştürecek bir çözüm arayışı içine girdik. Dramatik bir çizgi film formatında, Türkiye’nin kömürle olan mücadelesini ön plana çıkarmaya çalıştık” denildi.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türkay Alpay, Karabaht’ın ön gösteriminde kömürden çıkışın hem ekonomik hem de çevresel bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Alpay, “Bu yıl dönümünü yalnızca anma günü olarak değil, kömürden çıkışın ve adil dönüşüm ihtiyacının tartışılması için bir fırsat olarak görüyoruz. Farklı bir yol mümkün ve bu yol insanların canıyla ödenmek zorunda değil” ifadelerini kullandı.
Filmin sonunda, Türkiye’nin enerji tablosunu gözler önüne seren veriler paylaşılarak kömürden çıkışın önemini bir kez daha vurguladı. İSİG Meclisi verilerine göre, 2013-2025 yılları arasında maden işkolunda 1,267 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi. 1965-2020 yılları arasında kömürlü termik santrallar, yaklaşık 200 bin erken ölüme ve 11 milyon hastane başvurusuna neden oldu. 2022 verilerine göre, hava kirliliği DSÖ değerlerine indirilebilseydi, 68,440 ölümün önlenebileceği ifade edildi.