Primatlarda iktidar ve grup çatışmaları

Nazlı Akbaş*

Mike sakince çadırımıza doğru yürüdü ve boş bir gazyağı kutusunu sapından tuttu. Sonra ikincisini de diğer eline alarak, dimdik yürüyüp geldiği yere doğru yöneldi. Elinde iki teneke kutusuyla diğer erkeklere yaklaştı ve onları izliyordu. Birkaç dakika sonra kutuları sallamaya başladı. Yavaş yavaş sallama hızını artırdı. Saçları dikleşmişti. Ayağa kalktı ve birdenbire iki kutuyu birbirine çarparak diğer erkek grubuna doğru koştu. Tenekelerden çıkan ses ile birlikte Mike’in giderek artan bağırma sesi korkunç bir gürültüye neden olmuştu. Bu gürültü ve Mike’nin onlara doğru koşarak gelmesi erkeklerin dağılmasına neden oldu. Bir süre sonra Mike kutularla birlikte gözden kayboldu. Sonra büyük bir sessizlik oldu ve kesintiye uğrayan tımar seansları tekrar başladı. Fakat bazılarının endişesi geçmemişti.

Kısa bir süre sonra kutuları daha sakin çalan Mike, doğruca diğer erkeklere saldırdı. Grup tekrar toparlanacak fırsatı yakalayamamıştı. Mike doğruca Goliath’a doğru ilerledi. Gözleri ileriye bakıyordu dudağı ise hafifçe aşağı sarkıyordu. Dudağının içindeki pembelik ortaya çıkmıştı. Bu görünüm ona oldukça vahşilik katıyordu.

Rodolf, Mike’a yaklaşan ilk erkek oldu. Boyun eğdiğini belirten yumuşak homurtular çıkardı. Çömeldi ve dudaklarını Mike’nın kalçasına dokundurdu. Sonra Mike’ı tımar etmeye başladı. Diğer iki erkek de Rodolf’a uyarak homurtularla Mike’ı tımar etmeye başladı. David de farklı davranmamıştı. Mike’ın yanına gitti ve bir elini kasıklarına koyarak onu tımar etmeye kalkıştı. Sadece Goliath uzak duruyordu. Tek başına oturuyor ve Mike’ı izliyordu. Mike’ın, grubun lider konumunda olan Goliath’ın karşı konulmaz üstünlüğü için ciddi bir tehdit oluşturduğu açıktı.

Primatolog Jane Goodall 1960’lı yıllarda, Tanzanya Gombe Nehri Araştıma Merkezi kapsamında şempanzeler üzerinde uzun yıllar süren alan çalışmaları yaptı. Mike, bu çalışmalar neticesinde gözlemlemiş olduğu bir şempanze grubunun üyesiydi. Grup, baskın olan beş yetişkin şempanze tarafından domine ediliyordu. Lider konumunda olan Goliath’dı. Gri saçlı David ile iri yarı Rodolf ise Goliath’ın liderliğini destekleyen ve hiyerarşinin üst düzeyinde bulunan diğer iki erkek şempanzeydi. Mike’ın grup içindeki konumu ise en alt sıralarda yer almaktaydı. Muzlara erişen son kişi oydu ve daha önce diğer erkekler tarafından saldırıya uğramıştı. Yukarıda gözlemlenen davranıştan sonra Mike, şempanze hiyerarşisinin en üst konumuna çıkmayı başarmıştı.

Mike, rakiplerini korkutmak için yağ
tenekelerini kullanarak gürültülü sesler
çıkarıyor (Goodall, 2010)

Goodall, In the Shadow of Man (İnsanın Gölgesinde) isimli kitabında şempanze gruplarının hiyerarşik yapılarının sanıldığından daha komplike olduğunu belirtir. Mike’ın bilerek insan yapımı nesneleri kullanması, onun yaratıcı bir zekaya sahip olduğunu göstergesidir. Yetişkin şempanzeler birbirlerini tehdit etmek için çoğu zaman ağaç dalları ve kayaları kullandıkları gözlemlenmiştir. Fakat Mike zekası sayesinde kutularla güç gösterisi yapabileceğini anlamış ve diğer grup üyelerinden sadece o kutuları kullanma cesareti göstermişti.

Goodall ömrünü, şempanzeleri doğal yaşam alanlarında incelemeye adayana kadar primatların sosyal yaşamları hakkında çok az şey biliyorduk. Fakat artık şempanzelerin de tıpkı insanlar gibi farklı kişiliklere sahip olduklarını, rasyonel düşünebildiklerini, neşe ve keder gibi duyguları yansıttıklarını biliyoruz. Aynı zamanda alet kullanan tek türün insan olmadığını da bu çalışmalar sonucunda anladık. İnsan merkezci algımızı ilk defa gerçekten sorgulamaya başladık. Şempanzeler ağaç dallarını, yaprakları ve taşları kullanarak doğanın onlara sunduğu imkanları ihtiyaç dahilinde manipüle edecek zekaya sahipti. Üstelik dişiler bu yöntemleri yavrularına da öğretiyorlar. Yani onları eğitiyorlardı. Benzer şekilde grup içi ve grup dışı davranışlar da yavrulara büyüme süreci boyunca öğretilmekteydi. Şempanzeler gerçekten çok iyi gözlemcilerdir. Eğer bir hayvanat bahçesine gittiyseniz ve bir şempanzeyi gözleme şansınız olduysa, onun da sizi dikkatlice gözlemlediğine hatta bazen taklit ettiğine şahit olmuşsunuzdur.

Charles Darwin doğal seleksiyon ve cinsel seçilim yasasında, kaynaklara ve üreme fırsatlarına erişimin yarattığı baskının grup içi ve grup dışı sosyal hiyerarşiler ortaya çıkardığı savunur. Gerçekten de farklı hayvan türleri, basit doğrusal hakimiyetten karmaşık çok katmanlı sistemlere kadar değişen farklı sosyal hiyerarşilere sahiptir. Örneğin karıncalarda hiyerarşik yapı doğrusaldır ve değişkenlik göstermez. Grubun başında kraliçe karınca vardır. Kraliçe sadece kendini döllemek istediği zamanda erkek karınca doğurur. Koloninin işçilerden ve askerlerden oluşan diğer üyeleri sadece kısır dişidir. Onlar hayatları boyunca da işçi veya asker olarak kalırlar. Karıncalar ve benzer şekilde arı türlerinde de gözlemlenen bu cinsiyet belirleme veya cinsiyetsizleştirme davranışı sayesinde karmaşık sosyal davranışlar gözlemlenmez. Hiyerarşi basit doğrusal hakimiyet gösterir.

FİLLER EN SOSYAL CANLILAR ARASINDA

Karınca ve arılardan farklı olarak memeliler çok katmanlı sosyal hiyerarşiler doğrultusunda evrimleşmişlerdir. Örneğin karanın en büyük memelisi olan filler şaşırtıcı bir şekilde en sosyal canlıları arasındadır. Fil sürüleri dişilerden ve yavrulardan oluşur. Erkekler yetişkinliğe ulaştıklarında sürüyü terk eder. Mevsime göre bazen sadece anne ve yavrular, bazen de kardeşler ve onların yavrularından oluşan büyük sürüler halinde hareket ederler. Bazı durumlarda ise yiyecek ve su alanlarını paylaştığı başka sürülerle bir araya gelirler.

Fil gruplarında liderlik grubun en yaşlı dişi üyesine aittir. Grup birbirlerine sıkı bağlarla bağlıdır. Grup üyelerinden birinin başına bir şey geldiğinde tüm grup ona destek olur ve yalnız bırakmaz.

Büyük oranda sosyal hayvanlar olan memelilerin, ekolojik açıdan daha başarılı türlerinin olması tesadüf gibi görünmüyor. Gruplar halinde yaşayan türler kendini daha iyi savunabilir, yiyecek aramak ve bulmak daha kolay olabilir hatta ebeveyn bakımı bile paylaşılır. Üstelik uzmanlaşma ve iş bölümü ile daha kolay veya daha verimli bir yaşam sağlanabilir. Grubun baskın olamayan bireyleri daha az yiyecek alabilseler de veya çiftleşmek için daha az fırsata sahip olsalar da yırtıcılardan veya diğer olası saldırılardan kaçma şansları büyük ölçüde artacaktır.

Fakat grup halinde yaşamanın birtakım maliyetleri de vardır. Gruplar daha görünür ve gürültücü oldukları için avcıları çeker. Parazitler ve hastalıklar, izole edilmiş hayvanlara göre gruplar içinde daha kolay yayılır. Ayrıca grup üyeleri arasında yiyecek ve eş seçimi için rekabet kaçınılmaz olacaktır ki bu boşa harcanan enerji ve yaralanma riski demektir. Bu durumda, maliyetin ve büyük çatışmaların sonuçlarının önceden değerlendirilmesi, çatışmaya değip değmeyeceği kararının önceden verilmesi seçilimsel baskı yaratacaktır.

Mandrillere ait bir alfa erkek. Orta
Afrika’nın batısında yaşayan Eski Dünya
maymunudur.

Rakipler ilk olarak fiziksel ve davranışsal özellikleri bakımından dikkate alınır. Olası bir kavga durumunda sonuçların ne olacağı değerlendirilir. Bu, baskın olanın kim olacağının ön değerlendirmesidir. Hiyerarşideki bir pozisyon bu şekilde değerlendirilmezse, ağır yaralanmalara hatta ölümle sonuçlanan kavgalara neden olabilir. Çoğu çatışma kazanan ve kaybedenle sonuçlanana kadar devam eder. Kazanan iktidar, kaybeden ise ast yani itaatkar olur. Bir sosyal grubun üyeleri arasındaki çatışmalar, daha önce belirlenmiş, en baskından en asta kadar sıralama sisteminin veya hiyerarşisinin oluşmasıyla sonuçlanır.

Chris Barnard ve Theodore Burk “Dominance hierarchies and the evolution of individual recognition” (Hakimiyet hiyerarşileri ve “bireysel tanınma”nın evrimi) isimli makalelerinde, hiyerarşilerin bireysel tanınmaya bağlı süreçlerin sonucu olarak evrimleştiğini söyler. Bir grubun üyeleri birbirlerini benzersiz bireyler olarak mı tanır yoksa boynuz, renk, tüy gibi baskınlık ipuçlarının sahipleri olarak mı tepki verir?

Bu noktada üç temel hiyerarşi türünden bahsedebiliriz. Yalnızca dövüş kabiliyetinin asimetrilerine dayalı olarak ortaya çıkan istatistiksel hiyerarşiler, iç duruma dayalı kararları içeren güven hiyerarşileri ve bir rakipten alınan ipuçlarına bağlı olarak değerlendirilen ve değişkenlik gösteren hiyerarşiler.

İstatiksel hiyerarşiler sınırlı kaynak için rekabet eden hayvanlarda görülür ve diğer hiyerarşi türlerinin kökenini oluşturur. Her birey rekabet yeteneği bakımından diğerlerinden farklıdır ve bir rakiple karşılaştığında kavga eder. Kavgalar bireylerden biri açıkça kaybedene kadar sürer ve kaybeden geri çekilir, kazanan ise kaynağa sahip olur. Bu durum her karşılaşmada tekrar eder.

Güven hiyerarşilerinde ise birey geçmişteki kavgalarına referansla agresif veya temkinli olabilir. Eğer birkaç dövüşü kazanmışsa, daha agresif olacak ve sonraki birkaç dövüşü kazanma olasılığı artacaktır. Benzer şekilde kaybeden birey de kaybetmeye devam etme eğiliminde olacaktır. Herhangi bir bireyin kendine güveni, başlangıçtaki rekabet yeteneği ile kazananlar ve kaybedenlerle karşılaşma sıklığına bağlı olabilir. Fakat doğa görünenden çok daha karmaşıktır. Hileciler, baskın fiziki özelliklerin belirgin olmadığı türlerde taklit edilebilir. Yani bir birey gerçek bir özgüvenle ve bazı baskın fiziksel özellikleri taklit ederek diğerlerini kandırıp kavgayı başlamadan kazanabilir. Mike baskın şempanzelere özgü fiziksel görünüme sahip olmamakla birlikte, zekasını kullanarak kurnazlıkla diğerlerini korkutmayı başarması gibi.

Primatlarda seçilim aynı zamanda değerlendirme yeteneğini ön plana çıkarmıştır. Değerlendirme hiyerarşilerinde dövüşmeye karar verilirken, karmaşık ipuçlarının da bir araya getirilerek kullanılması gerekir. Bireyi tanımak gibi daha basit değerlendirme biçimleri arasındaki ayrımlardan çok, değerlendirmenin daha iyi bir gözleme dayanması gerekir. Çözülmesi gereken fiziksel hiyerarşi seviyesinin ötesinde, karakter özelliklerine kadar uzanan karmaşık ve birçok değişkene dayanan davranışlardır. Mike yağ tenekesini ele geçirdiğinde lider konumda olan Goliath iktidarını hemen ona sunmadı. Sessizce bir köşede onun ve arkadaşlarının davranışlarını gözlemledi ve her bir bireyin tepkilerini ölçtü.

Yüksek yoklama sıklığı net bir değerlendirme mekanizmasının yani baskınlığı gösteren fiziksel bir yapının olmadığı hiyerarşilerin ortak özelliğidir. Çok erkekli gruplar halinde yaşayan primatlarda hiyerarşiler sürekli değerlendirme ve yoklama davranışlarıyla kurulur. Aşırı uzmanlaşmış, spesifik ve kırılgan olmayan beslenme rejimleri onların katı hiyerarşik yapılar oluşturmasını engeller. İktidar sürekli mücadele edilmesi gereken, kaygan bir zemindedir. Birey, iki veya daha fazla bireyle koalisyonlar kurarak baskın olanın yerine geçebilir.

Belli bir hiyerarşi doğrultusunda
birbirlerini tımarlayan babun ailesi.

Çoğu primat türü sosyal yaşamlarında yiyecek arama, çocuk bakımı ve savunma nedeniyle işbirliği yapmak için bir araya gelir. Bu karşılaşmalarda bölgesel anlaşmazlıklar, savunma ve saldırı gösterileri gerçekleştiği gibi, birçok kez de yiyecek paylaşımı, tımar, oyun ve toplanma gibi davranışlar gözlemlenir. Karşılaşmalarda bireyler tanınır ve hiyerarşi kurulur. Bu olay gerçekleşene kadar şiddet ve saldırganlık sergilense de baskınlık stresi netleştikten sonra artık sürekli olarak savunma davranışları göstermeye gerek kalmaz. Benzer şekilde daha iri primatlarda, görece daha büyük beyne sahip olduklarından sosyal davranış örüntüleri daha gelişmiştir. Örneğin apelerde (kuyruksuz büyük maymunlar) diğer primatlara oranla “bağlı davranış” daha yüksektir. Grup üyeleri adete bir aile gibi hareket eder. Birbirlerini korur, savunur, yiyecek paylaşır ve çocuk bakımında birbirlerine destek olurlar. Bir kez egemenlik kurulduktan sonra savunma sadece ara sıra kısa hamlelerle gösterilir. Grup içindeki roller oturduğunda daha az saldırganlık daha çok dayanışma gözlemlenir. Ayrıca primatların grup yaşamının daha esnek ve dağılma eğiliminde olduğu bilinmektedir. Bu nedenle grup içi etkileşimi artıracak bir takım davranış kalıpları ortaya çıkar. Grup halinde yaşayan çoğu türde grup üyeleri zamanlarının büyük bir kısmını birbirlerini tımar ederek geçirirler. Tımar bir taraftan grup içi uyumu artırırken diğer taraftan grubun hiyerarşik yapısının devamlılığını sağlar. Grup içindeki roller küçük yaşta oyun döneminde öğrenilir ve birey yetişkinliğe geçene kadar davranış kalıbı oturur.

DİŞİLER ARASINDA SOSYAL HİYERARŞİ

Bonobolar dişilerden oluşan kalabalık
gruplar halinde yaşar
(T. Yokoyama, 2018).

Primat dişilerinde sosyal hiyerarşi beslenme rekabetinin nedenleri ve sonuçları üzerinden şekillenir. Beslenme rekabeti, kaynakların dağılımı ile ilişkili olduğundan hem grup içinde hem de gruplar arasında oluşabilir. Özellikle belirli bir bölgede yoğunlaşmış gıda kaynaklarının tekelleşmesi dişiler arasındaki rekabeti artırır. Artan mücadele ve rekabet, koalisyonları ortaya çıkaracaktır. Dört temel ilişki kategorisi vardır. Bunlar bölgeselcilik, kayırmacılık, hoşgörü ve despotizmdir. Bölgeselci ve kayırmacı grupların despotik baskınlık ilişkileri ile istikrarlı, doğrusal ve kayırmacı hiyerarşiler kurdukları görülür. Benzer şekilde dişinin toplum içinde nasıl sıralandığı, yavrularının da diğer toplum üyeleri tarafından nasıl muamele göreceğini belirler. Örneğin, çocuk rhesus makaklarının hiyerarşik sıralaması kadın ebeveynlerinin baskınlık konumuyla ilgilidir. Dağılımcı ve eşitlikçi gruplarda dişiler düzenli olarak gruplar arası transfer olurlar. Bu gruplarda ne kararlı doğrusal ilişkiler oluşabilir ne de koalisyonlar kurulur. Klasik şempanzelerde dişiler özellikle üreme dönemlerinde yetiştiği grubu terk ederek başka bir gruba dahil olabilir. Bu nedenle erkekler, dişiler üzerinde baskınlık kurabilir.

Yerleşik, kayırmacı ve hoşgörülü gruplarda ise dişiler istikrarlı bir hiyerarşi içinde kararlaştırılmış ilişkilerle düzenli koalisyonlar kurarlar. Bonobolar kalabalık dişi grupları halinde yaşar. Dişiler birbirleriyle sürekli olarak yakın temas halindedir. Bu sosyal bağları kuvvetlendirmek için önemlidir. Bonobo şempanzelerindeki dişi koalisyonları, erkeklerin onlar üzerinde taciz ve baskı kurmasını engeller.

ERKEKLER ARASINDA SOSYAL HİYERARŞİ

Bir orangutan ailesi. Soldaki erkek,
sağdaki dişi. Orangutanlarda cinsel
dimorfizm oldukça yüksektir. Erkeklerin
ağırlığı 50-90 kilogram ve boyları da 1.25-
1.5 metre arasındayken dişiler ise 30-50
kilogram arasında bir ağırlığa ve yaklaşık
1 metre boya sahiptir.

Erkek primatlarda sosyal hiyerarşi, dişilerin dağılımı neticesinde ortaya çıkan cinsel seçilimin doğası tarafından şekillenir. Örneğin dağ gorillerinde gruplar çoğunlukla tek erkeklidir. Baskın erkek dişiler üzerinde kendi hakimiyetini kurmak için diğer erkekleri gruptan uzak tutmalıdır. Bu durum erkekler arasındaki rekabeti artırır ve cinsel dimorfizm (cinsiyetler arasındaki fiziksel farklılıklar) oluşur. Cinsel seçilimin erkekler üzerinde yarattığı baskı daha belirgin olduğundan uzlaşma, hoşgörüsüzlük ve açık egemenlik ile yaratır. Güç gösterileri bu tür erkekler arasında daha yaygındır.

İttifaklar ise daha çok, çok sayıda erkeğin tek bir grup içinde bulunduğu durumlarda gözlenir. Çok erkekli ve çok dişili gruplar halinde yaşayan makaklarda da erkekler arasında rekabet oldukça fazladır. Fakat seçilim cüsseden değil büyük testislerden yanadır. Bununla birlikte yerleşik erkek gruplarında erkekler arası tımar bağları ve koalisyon davranışları daha iyi gelişmiştir. İki erkeğin bir araya gelerek baskın erkeği alt ettiği davranışlara klasik şempanzelerde oldukça sık rastlanır. Hiçbir erkek tek başına uzun süre hüküm süremez. Şempanzeler güç birliği yapma konusunda oldukça kurnazdır. Bir lider hem konumunu güçlendirmek hem de iktidarını uzun süre korumak istiyorsa, koalisyonlar kurmak zorundadır. İktidarda kalmak için hem destekçilerini mutlu etmeli hem de olası isyanlar için denge kur[1]malıdır. Şempanzeler gerçekten de sosyal bağ ve iletişim kurma açısından oldukça yeteneklidirler. Birbirlerine elleriyle veya kollarıyla dokunur, sarılır ve öperler veya çeşitli şekillerde selamlarlar.

Grupları içindeki güç mücadeleleri için siyaset yapan erkek şempanzeler.

CİNSİYETLER ARASI SOSYAL HİYERARŞİLER

Primatlarda erkekler ve dişiler arasındaki ilişkiler cinsiyetlerin bölgelerindeki ikamet sürelerine, aynı cinsler arasında kurulan koalisyonlara, baba kesinliğinin derecesine, bebek öldürme riskinden cinsel dimorfizme kadar değişen ilişkiler ağından etkilenir.

Birçok memelide olduğu gibi primatlarda da dişiler, erkeklerle çatışmaya girebilecek fiziksel bir seçilim baskısı göstermez. Erkeklerde ise durum tam tersidir. Onların iri boyutları, keskin köpek dişleri, güçlü kasları vardır. Fakat sanılanın aksine bu özellikler dişiler üzerinde baskınlık kurmak için evrimleşmemiştir. Bu özellikler daha çok diğer erkeklerle rekabete girebilmeleri içindir. Yani dişiler ve erkekler arasında belirgin bir rekabet yoktur. Fakat davranışsal boyutta farklı türlerde farklı davranış örüntüleri vardır. Baskınlık kurmak, son sözü söylemek her zaman erkeklere özgü bir durum değildir. Cinsiyetler arasındaki sürtüşmelerde dişi koalisyonları her daima erkekleri yola getirmeyi başarır. Bu durum özellikle hayvanat bahçelerinde yani dar bir alanda yaşayan primatlarda oldukça sık gözlenir. Frans de Wall “İçimizdeki Maymun” isimli kitabında hayvanat bahçesinde yaptığı gözlemlere değinir. Dişilerin erkeklerin silahlarına el koyduklarını ve erkekler arasındaki olası şiddetli kavgaları önleyebildiklerini gözlemlemiştir. Doğal yaşam alanlarında ise durum biraz farklıdır. Dişiler zamanlarının çoğunu yiyecek bulmak için gruptan ayrı geçirirler. Bu dağınık hayat istikrarlı koalisyonlar kurulmasını engeller. Fakat doğada da dişilerin hakim olduğu primat türlerine sık rastlanır.

Bonobolar ‘baskın kız kardeş grupları’yla ünlenmiş primatlardır. Ormanda takım halinde hareket etmelerine olanak tanıyacak kadar besin açısından zengin bir coğrafyada yaşarlar. Tek bir erkek bonobonun tek olan bir dişiye üstünlük sağladığı görülmüştür, fakat dişiler toplu halde olduklarında daima erkeklere hükmeder. Bonobolar adeta dişiler hükümdarlığında uzmanlaşmıştır. Dişiler yiyecek alanlarını kontrol eder. Eğer bir erkek yiyecek istiyorsa, dişilerin hakimiyetini kabul etmeli ve onlardan yiyeceği dilenmelidir.

Bununla birlikte erkek egemen gruplarda da kontrol her zaman erkeklerin elinde değildir. Madagaskar lemurlarında dişiler iktidara sahip olmasalar da erkek baskılarından kurtulmak için grup halinde hareket ederler. Erkekler çiftleşmek istediklerinde onlara karşı saygı göstermek zorunda kalır.

SON SÖZ

Bertrand Russell, ‘İktidar’ kitabında, insanların diğer hayvanlardan farklı yanının yaşamak ve çoğalmak arzularının dışında sınırsız arzu ve isteklere sahip olmaları olduğunu söyler. Bu istek ve arzuların en önemlisinin ise iktidar ve şan olduğunu ekler. İktidar ve şan hırsı şüphesiz primat genlerimizde vardır. Fakat evrimsel sürecimiz onları baskın hale getirmekten çok grup üyeleriyle dayanışma, çatışmalarda sorun çözme ve koalisyonlar kurma gibi davranışsal adaptasyonlarla dengelenir. Aslında kültürel evrimimiz de her zaman bu hırsları dengeleyecek birtakım normlar oluşturmuştur. Fakat günümüzde bu dengeleri unutmuş gibi görünüyoruz. Kapitalizmin doymak bilmeyen sahip olma hırsı, en ilkel güdülerimizi yeniden açığa çıkardı. Oysaki emeğe, suya ihtiyacımız olduğu kadar birbirimize de ihtiyacımız var. Sosyal canlılarız. Bir arada daha güvenli daha anlamlı daha değerli hissederiz. İçinde bulunduğumuz ve on binlerce insanımızı kaybettiğimiz deprem felaketi insanlığın hem karanlık hem de aydınlık yüzünü gözler önüne serdi. Bir yandan insanlığımızdan utandığımız yağma, talan gibi kişisel hırslarımızın ön plana çıktığı vahşi duygularımızı açığa vurdu, diğer taraftan gözlerimizi yaşartan, bizi duygulandıran büyük bir dayanışma ve birlik hareketleriyle umutlarımızı yeşertti. Milyonlarca lira ödeyerek aldığımız evlerimiz, arabalarımız, eşyalarımız saniyeler içinde tuzla buz oldu. Hiçbir maddi değerin enkaza uzanan bir el kadar önemi olmadığını anladık. Umut ediyorum ki yaşadığımız bu duyguları unutmaz, üzerine dayanışma değerlerini katarak çoğaltırız.

*Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Antropoloji Bölümü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın