Prof. Dr. Haluk Özener, Kahramanmaraş ve çevresinin gelecekteki depremselliğini değerlendirdi

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Kahramanmaraş ve çevresinin gelecekteki depremselliğine ilişkin, “Bilimsel açıdan bakıldığı zaman 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin yaşandığı yerde bir kez daha bu büyüklükte depremin olması için geçmesi gereken süre yüzyıllar mertebesinde. Aslında önümüzdeki birkaç yüzyıl için en güvenli yerler, depremin olduğu yerler.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak için Kayseri’ye gelen Özener, AA muhabirine, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli 6 Şubat’taki depremlerin etkisinin çok fazla olduğunu hatırlattı.

Özener, depremlerin çok fazla can ve mal kaybına sebep olduğuna değinerek, üzerinden iki ay geçmesine rağmen sarsıntıların devam ettiğini belirtti.

6 Şubat’tan beri artçı sarsıntıların 22 binin üzerine çıktığına işaret eden Özener, artçıların aylar boyunca sürebileceğini ve bunun zamanla azalacağını dile getirdi.

Özener, artçı sarsıntılar nedeniyle daha önceden yapılmış uyarıları dikkate alarak ağır ve orta hasarlı binalara kesinlikle girilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

“Bölgeyi terk etmenin çok bir anlamı yok”

Depremzedelerin psikolojisinin çok iyi anlaşılması gerektiğini belirten Özener, şunları kaydetti:

“Depremi birebir yaşayanların psikolojisi çok farklı. Bilimsel açıdan bakıldığı zaman 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin yaşandığı yerde bir kez daha bu büyüklükte depremin olması için geçmesi gereken süre yüzyıllar mertebesinde. Aslında önümüzdeki birkaç yüzyıl için en güvenli yerler, depremin olduğu yerler. Yani vatandaşların biraz daha sakin şekilde olayın bu yönüne bakmaları daha sağlıklı olacak. O bölgeyi terk etmenin çok bir anlamı yok. Aksine önümüzdeki yüzyıllar için depremin merkez üssü olan bölgeye yerleşmek çok daha sağlıklı.”

Marmara Bölgesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Özener, “Her yıl yüzlerce deprem meydana geliyor. Yüzlerce 1, 2 ve 3 büyüklüğünde depremler oldu ve hep olacak. Marmara’da yine daha önce birçok bilim insanının ifade ettiği gibi 7’nin üstünde bir deprem olma potansiyeli var ama o da ne zaman olacak, bunu bilemiyoruz. Şu anda bu röportajı yaparken de olabilir, 5, belki 10, belki 30 sene sonra da olabilir.” diye konuştu.

Özener, depreme hem vatandaşların hem de karar vericilerin her an hazır olması gerektiğini dile getirdi.

“Yatay kentleşme modeli tercih edilmeli”

Prof. Dr. Haluk Özener, depremden etkilenen kentlerde yapılacak konut ve diğer yapılar konusunda ise şunları kaydetti:

“Deprem bölgesinde yer alan kentlerde, yapılacak yeni binalar için yer seçimi ve bina zemin ilişkisinin iyi kurulması çok önemli. Mümkün olduğu durumlarda yatay kentleşme modeli tercih edilmeli. Yeni yapılacak binaların zemin etüdü yapılmadan inşaatına kesinlikle başlanmamalı. Fay hatları gözetilerek yerleşimler yeni yerlerine taşınmalı. Binalar ve diğer yapılar yapılırken depreme uygun dayanıklı malzemeler kullanılmalı, yapı denetiminin kesinlikle ve çok ciddi bir şekilde yayılması gerekli. İnşaat projeleri deprem yönetmeliklerine uygun olsa bile, uygulamada yapılacak imalat hataları can ve mal kayıplarına yol açabiliyor. Bu sebeple, inşaat işçisinden başlanarak kalfa ve ustalar eğitimden geçmeli. Deprem konusunda bilinçlendirilmeli ve sertifikasyon sahibi olmaları gereli.”

Kentsel dönüşümün önemini vurgulayan Özener, depreme hazırlıklı olmanın daha az can ve mal kaybına yol açacağını sözlerine ekledi.

Bir yanıt yazın