Karaciğer Kanseri Nedir?

Karaciğerin kendi hücresinden kaynaklanan kötü huylu (habis) tümörlere primer (birincil) karaciğer kanseri adı verilmektedir. Karaciğerin kendi hücrelerinden çıktığı için hepatosellüler (karaciğer hücreli) karsinom adı ile anılır. Sık görülen ve hayati riske neden olan tümör türlerinden biridir. Kişinin karaciğeri sağlıklıysa, bu kanser türüne yakalanma riski çok düşüktür. Özellikle karaciğer hastalığı olanlar, karaciğeri yapısal bozukluğa uğrayan bireyler (siroz ya da siroz zemini olanlar) karaciğer kanseri riski altındadır. Karaciğer kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biridir. Hayati riske neden olduğundan erken teşhis edilmesi gereken bir hastalık türüdür. Bu hastalığın erken teşhisi çok önemlidir. Esas tedavi kanserli dokunun çıkarılmasıdır. Karaciğer hasta olduğu ve fonksiyon olarak kişinin kendisine ancak yettiği için, karaciğerde sadece tümörlü bölümün çıkarılması oldukça zordur. Karaciğer nakli karaciğer kanseri hastaları için önemli bir tedavi yöntemi olarak öne çıkmaktadır.

KARACİĞER KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Karaciğer kanserinin erken dönemde çok özgün bir bulgusu yoktur. O nedenle de tanı konduğunda kanser genellikle büyük boyutlara ulaşmış olarak bulunur. Sıklıkla, kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, sarılık, karında sıvı toplanması gibi bulgular görülür. Bazen karın sağ üst tarafında ağrı dolgunluk hissi olabilir. Kanserin zemininde genellikle kronik bir karaciğer rahatsızlığı (örneğin: siroz) bulunduğundan ve bu hastalıklar da genellikle benzer bulgular verdiğinden olay karışabilir. Karaciğer kanserleri, dünyada görülen kanser türlerinde 6. sırada yer alsa da, ülkemizde siroz ile ilgili hastalıklar fazla olduğu için daha sık olduğunu söylenebilir. Bu nedenle kronik hepatit ve erken evre sirozlu hastalar tümör gelişme riskine karşı 6 ay-1 yıllık periyotlarla radyolojik olarak ultrason ve gerekirse MR, BT gibi yöntemlerle ile takip edilmelidir.

KARACİĞER KANSERİ NEDEN OLUR?

Hepatit B virüsü enfeksiyonları, Hepatit C ve Hepatit D virüsü enfeksiyonları,  aflatoksin (aspergillus flavus zehiri), siroz, genetik konjenital metabolik hastalıklar, hemokromatozis, Wilson hastalığı, glikojen depo hastalığı, kimyasallar (Nitritler, hidrokarbonlar, solventler) karaciğer kanseri nedenlerindendir. Vücudun fabrikası olan karaciğer; tüm sistemleri etkileyen bir merkez, kan deposu ve savunma sisteminin bir parçasıdır. Karaciğer kanseri için en fazla riski taşıyan grup ise hepatitli kişilerdir. Karaciğer kanseri erken dönemde belirti vermediği için erken tanı ihtimali düşüktür. Bu kanserlerin yüzde 80’i daha çok siroz olan kişilerde gelişmektedir, bu nedenle hastalar yakından takip edilmelidir. Risk altında olmayan bireylere göre Hepatit B ve C hastası kişilerin karaciğer kanseri olma riski 200 kat daha fazladır. Hepatit B, aşılanma ile önlenebilir. Hepatit C için geliştirilen tedaviler de oldukça olumlu sonuçlar vermektedir. Siroz, karaciğer hücrelerinin alkol, hepatit, bağışıklık sistemi ile ilgili nedenler, vb hasar görmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Siroz hastalarının %5’inde karaciğer kanserine yakalanma riski vardır. Obezite de karaciğer yağlanması ve sirozu tetikleyebildiği için önemli riskler arasında yer almaktadır.

KARACİĞER KANSERİ TEŞHİSİ NASIL KONULUR?

Karaciğer kanseri bazı vakalarda ileri bir aşamaya gelene kadar herhangi bir belirti vermeyebilir. Kanser ilerledikçe nedensiz kilo kaybı, karnın sürekli şiş olması, sıvı birikimi, iştah kaybı ve sürekli halsizlik, sarılık gibi belirtiler ortaya çıkmaya başlayabilir. Bu tür şikayetler yaşayan kişilerin en kısa sürede doktora başvurması gerekmektedir. Günümüzde karaciğerdeki her türlü gelişimi, görüntüleme yöntemleri aracılığı ile saptamak mümkündür. Özellikle risk altındaki hastalar en ucuz ve kolay uygulanabilen yöntem olan ultrasonografi ile takibe alınmalıdır. Bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR), anjiyografi başvurulacak diğer yöntemlerdir. Bazen tanıyı kuvvetlendirmek için bu görüntüleme yöntemlerinden birkaçı bir arada kullanılabilir. Kanda, bir tümör belirteci (marker) olan alfa feto protein (AFP) tayini yapılabilir. Bu testin yüksek çıkması kanser açısından anlamlıdır. Ancak kanser olduğu bilinenlerde bile normal çıkabildiği unutulmamalıdır. Normal çıkması tümör olmadığı anlamına gelmez. Tanı için bazı vakalarda karaciğerden iğne biyopsisi yapılabilir. Ancak bu, sık başvurulması gereken bir yöntem değildir. Biyopsi yapılıp yapılmamasına bu konularda deneyimli, karaciğer hastalığı ile ilgilenen hekimler yani gastroenteroloji uzmanları ve/veya cerrahlar karar vermelidir.

KARACİĞER KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tedavi edilemeyen karaciğer kanserinin sonuçları olumsuz tablolara neden olmaktadır. Bu  vakalarda beklenen yaşam süresi 6-9 ay kadardır. En etkili yöntem tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Cerrahi tedavi yapılabilmesi ise tümörün evresine ve etrafa yayılım olup olmamasına, hastada bir karaciğer hastalığı var ise bunun derecesine bağlıdır. Karaciğer dışına yayılmış bir karaciğer kanserinde cerrahinin yeri yoktur. Cerrahinin başarısı tümörün çapı ile de alakalıdır. Çapı <5cm olanlarda cerrahi sonrası sağ kalım, tümörü >5cm olanlara kıyasla çok daha iyidir. İdeal şartlarda (<5cm, tek, yayılımı yok) yapılan cerrahi çıkarımlardan sonra beklenen 5 yıllık sağ kalım %60 civarındadır. Cerrahi uygulanamayan vakalarda Girişimsel Radyoloji Uzmanı tarafından radyoembolizasyon, kemoembolizasyon, kemoterapi, alkol enjeksiyonu, radyofrekans ablasyonu gibi yöntemler uygulanabilir. Uygun vakalarda bunlar cerrahi ile birlikte de kullanılabilir. Cerrahide dikkat edilmesi gereken, geriye kalacak karaciğerin hastanın yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesine yetecek nitelikte ve boyutta olmasıdır. Karaciğerde yer alan tümörün cerrahi olarak çıkarılması uygun değilse, karaciğer nakli ile tedavi sağlanabilir. Hastayı karaciğer nakline götüren birçok sebep bulunmaktadır. Karaciğer tümörleri de bunlardan biridir. Tümör uygun kriterlere sahipse sonuçları açısından en ideal tedavi, karaciğer naklidir. Karaciğer nakli ile potansiyel olarak tümör gelişme riski olan hastalıklı karaciğer tamamen çıkarılır. Yerine sağlıklı karaciğer nakledilir. Nakil yapılan hastalarda tümörün yeniden çıkma riski, daha azdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir