Ertuğrul Özkök: “Coctail Chic” Kıyafetimle Yılın Açılışında Gözlemlerim

Ertuğrul Özkök: “Coctail Chic” Kıyafetimle Yılın Açılışında Gözlemlerim

Ertuğrul Özkök, 6 Haziran 2026 tarihinde Hilton İstanbul Bosphorus otelinin yeniden açılış davetinde “coctail chic” kıyafet tercihiyle dikkat çekti. Davetin yapıldığı otelin zarif girişinde, ışıklandırılmış kubbenin altında sıralanan üç klasik siyah araç, dönemin otomobil estetiğini gözler önüne seriyordu. En önde yer alan 1952 model “Mercury Eight”, Amerikan otomobil tasarımının “Jet Estetiği Çağı”nın son örneklerinden biriydi ve benim gözümde “Mike Hammer’ın” “Noir” döneminin simgelerinden biriydi.

Davetiyede “coctail chic” ifadesi yer aldığında, katılımcılar bu tanıma göre giyinmekte farklılık gösterdi. Davetlilerin büyük bir kısmı koyu renk takım elbise ile gelmişti, bazıları ise “coctail chic” anlayışıyla kravat takmayıp daha rahat bir blazer tercihi yapmıştı. Benim tercihim, Milimetric tarafından özel olarak dikilen lacivert üzerine çizgili bir kostüm oldu. Kravatım ise Koç Holding’in 100. kuruluş yıl dönümü için hediye edilen bir Ferragamo’ydu. Kıyafetimle davette kendimi “lüks giyinmiş bir gonzo gazeteci” gibi hissettim.

Hilton İstanbul Bosphorus, 71 yıl aradan sonra kapsamlı bir yenileme sürecinden geçti. Proje, “Autoban” tarafından gerçekleştirildi ve gerçekten de etkileyici bir dönüşüm yaşandı. Bu özel gece, hem modern mimarinin hem de geçmişin izlerini taşıyan bir kutlama atmosferi sundu.

Otelin kapısına adım attığınızda, sizi geçmişe götüren bir atmosfer karşılıyor. Hollywood filmlerinden tanıdık olan “doormen”lar, misafirlerin kapılarını açıyor. Resepsiyonun arkasında, o dönemin ilk kapı anahtarları sergileniyor. Görevli kızların kıyafetleri ve stilleri ise geçmişe özlem duyan bir atmosfer yaratıyordu. “Bell boy”lar adeta Wes Anderson’un “Grand Budapest Hotel” filminden bir sahneyi canlandırır gibiydi.

Geceye dair başka bir anekdot ise 10 Haziran 1955 tarihine dayanıyor. O gün, Türkiye’nin ilk “beş yıldızlı” oteli açılacaktı ve bu olay, Hilton’un küresel otel zinciri olma yolundaki önemli bir adımını temsil ediyordu. İki gün önce, dönemin ikonik havayolu şirketlerinden Pan Am’ın özel olarak kiraladığı iki uçak İstanbul’a inmişti. Uçaklardan biri “Uçan Halı”, diğeri ise “Sihirli Halı” olarak adlandırılmıştı.

O uçaklardan inenler arasında Hilton otellerinin kurucusu Conrad Hilton da vardı ve yanında dönemin önde gelen sekiz Hollywood yıldızı bulunuyordu. Bu ünlü isimler, sinema tarihinin altın çağının sembollerindendi. Açılış gecesi, gözler başka bir Hollywood yıldızı olan Zsa Zsa Gabor’u arıyordu. Hilton’un İstanbul’da açılması, karmaşık bir aşk hikayesinin de bir parçasıydı.

Author: Yusuf Çelik