15 Kasım’da 8 milyar, 2050’de 10 milyarız

Dünya nüfusunun 5 milyara ulaştığı 11 Temmuz 1987’den beri 11 Temmuz her yıl BM Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından “Dünya Nüfus Günü” olarak kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye temsilcisi Hassan Mohtashami da güne özel Milliyet’e özel açıklamalarda bulundu. Mohtashami, dünya nüfusunun 4 ay sonra 8 milyara ulaşacağını bildirdi. Mohtashami, eşit şart ve haklara sahip bir dünyada 8 milyar nüfusun 8 milyar fırsat anlamına geldiğini vurgularken, “Ancak eşit şartlara hâlâ çok uzağız. Toplumsal cinsiyet, etnik köken, sınıf, din, cinsel yönelim, engellilik ve başka birçok sebeple insanlar hâlâ ayrımcılığa, tacize ve şiddete maruz kalıyor” dedi. BM’nin bugün Dünya Nüfus Günü’nde açıklayacağı “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporu öncesi Milliyet’e konuşan Mohtashami, odak noktalarının az ya da çok insan değil, başta kadınlar, kız çocukları ve tüm kırılgan gruplar olmak üzere, her insanın fırsatlara daha fazla ve eşit erişimi olduğunu söyledi.

“İNSANA ODAKLANALIM”

Milliyet gazetesinden Meltem Günay’ın haberine göre, insanlığın son yıllarda elde ettiği başarıları kutlamak gerektiğini söyleyen Mohtashami, “Yoksulluğu önemli ölçüde azalttık ve sağlık hizmetlerinde, yaşam kalite ve sürelerini uzatan, anne ölümlerini ve çocuk ölümlerini azaltan dikkate değer ilerlemeler kaydettik. Her bireyin daha adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir dünyadan yararlanmayı hak ettiği gerçeğine dikkat etmemiz gerekiyor. Yani, sayılara değil insanlara odaklanılmalı. UNFPA olarak tüm dünyada herkes için eşit hakları ve seçimleri sağlamak ve kimseyi geride bırakmamak için çalışıyoruz” dedi.

“ÜLKELERARASI DAYANIŞMA”

Dünyanın iklim değişikliği, şiddet, ayrımcılık gibi bazı büyük küresel sorunlarla karşı olduğunu bazı sorunların daha da büyüdüğünü vurgulayan Mohtashami, şunları dedi:

“Dünya çapında 100 milyondan fazla insan zorla yerinden edilmiş durumda. Silahlı çatışmalar ve göç, şiddeti ve ayrımcılığı besliyor. Sağlık alanında yaşanan gelişmelerden ne yazık ki tüm toplumlar eşit ölçüde yararlanamıyor; çok yakın bir tarihte Kovid-19 aşılarının eşit olmayan dağıtımına tanık olduğumuz gibi. Kadınlar hâlâ gebelik sürecinde veya doğumlarda ölüyor ve toplumsal cinsiyet uçurumu yerleşik bir biçimde varlığını sürdürüyor. Bu noktada, giderek birbirine bağlanan bir dünyada demografik çeşitlilik gösteren ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Ortak zorlukların üstesinden gelmek için ortak çözümlere ihtiyaç var. Dünyada hiçbir ülke her konuda kendi kendine yeterli değil. Tüm ülkeler daha fazla eşitlik ve dayanışma içinde birlikte çalışmalı. Tarihte ilk kez ülkelerin yaş ortalamalarında ve nüfusların doğurganlık oranlarında aşırı bir çeşitlilik söz konusu. Dünya nüfusunun yüzde 60’ı 2.1 doğurganlık hızının altında kalan ülkelerde yaşarken, yüzde 40’ının çok büyük bir genç nüfus var.”

ŞİDDET KÜRESEL SALGIN

Tüm dünyada kadın ve kız çocuklarının yarısının kendi bedenleri üzerinde kendi kararlarını veremediğini söyleyen Hassan Mohtashami, “Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi devam ettiği sürece, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet de küresel bir salgın olarak kalmaya devam edecek.Toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkıdır. Kadınlar onurlu bir şekilde, yoksulluktan ve korkudan özgürce yaşama hakkına sahiptir. Bu da ancak kadınlar ve erkekler hayatın her alanında aynı fırsatlara, haklara ve yükümlülüklere sahip olduklarında gerçekleşebilir” dedi.

“KOVİD KAZANIMLARI SEKTEYE UĞRATTI”

UNFPA Türkiye temsilcisi Hassan Mohtashami, 2030’a kadar 3 dönüştürücü sonucu gerçekleştirmeyi hedeflediklerini belirtirken “Önlenebilir anne ölümlerini sona erdirmek, karşılanmayan aile planlaması ihtiyacını sona erdirmek ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti ve çocuk yaşta evlilik ve kadın sünneti de dahil olmak üzere kadınlara ve kız çocuklarına yönelik tüm zararlı uygulamaları sona erdirmek hedeflerimiz. Türkiye’de bu alanlardaki çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Kovid-19 pandemisiyle yaşanan sorunların da altını çizen Mohtashami “Pandemi sırasında 115 ülkede yaklaşık 12 milyon kadın aile planlaması hizmetlerine erişimini kaybetti ve bu da 1.4 milyon istenmeyen gebeliğe yol açtı. Çocuk yaşta evlilikler de dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ve kadınlara ve kız çocuklarına yönelik zararlı uygulamaların her türünde bir artış yaşandı, en çok da aile içi şiddette” bilgisini paylaştı verdi.

DÜNYA NÜFUS BEKLENTİLERİ 2022 RAPORU

Dünya nüfusunun 15 Kasım 2022’de 8 milyar insan ulaşacağı hesaplanıyor. Dünyanın 2030’ta 8.5 milyar, 2050’de 9.7 milyar, 2080’lerde ise 10.4 milyar nüfusa ulaşacağı ve 2100’e kadar bu seviyede kalacağı tahmin ediliyor.

1950’de dünya nüfusu yaklaşık 2.6 milyar kişiydi. 2011 yılında 7 milyar kişiye ulaştı. 7 milyardan 8 milyara ulaşmak yaklaşık 12 yıl aldı. Bir sonraki milyara ulaşmanın yaklaşık 14.5 yıl (2037) sürmesi bekleniyor.

Dünya nüfusuna eklenen 1 milyarın yarısı, Asya’nın demografik büyümesinin bir sonucu. Afrika ise ikinci en büyük nüfus katkısını yapan kıta (yaklaşık 400 milyon).

Dünyadaki 10 ülke nüfus artışının yarısından fazlasına katkıda bulundu. Hindistan açık ara en büyük katkıyı yapan ülke olurken, onu Çin ve Nijerya izledi. Afrika ve Asya, 2037’ye kadar nüfus artışını yönlendirerek 9’uncu milyara da en çok katkıyı sunan 2 kıta olacak.

Bugün, dünya nüfusunun üçte ikisi, yaşam boyu doğurganlık hızının 2.1’in (mevcut nüfusun korunabilmesi için gerekli doğurganlık hızı) altında olduğu ülkelerde yaşıyor. Yani, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı daha yaşlı bir nüfusa sahip ülkelerde yaşarken, yüzde 40’lık bölümde çok büyük bir genç nüfus var ve hızla büyümeye devam ediyor.

Ülkelerin yaş ortalaması 19’dan (Sahraaltı Afrika) 42’ye (Avrupa ve Kuzey Amerika) kadar çeşitlilik gösteriyor.

Küresel yaşam süresi beklentisi, 1990’dan bu yana neredeyse 9 yıllık bir iyileşmeyle 2019’da 72,8 yıla ulaştı. Ancak 2021’de, en az gelişmiş ülkelerin yaşam beklentisi küresel ortalamanın 7 yıl gerisinde kaldı.

Dünyada, 1.8 milyar kişi 10 ila 24 yaş arasında. 2050’ye kadar dünyadaki her 3 gençten 1’ine Afrika ev sahipliği yapıyor olacak.

Gelişmekte olan ülkelerde çalışma çağında 25-64 yaş payı artıyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın